Blog

Rüya ve Rüya Tabiri

a) Rüya ve Çeşitleri:
Sözlükte, uykuda görülen şey diye tarif olunan rüya, Allah tarafından kulun şuurunda uyandırdığı idrakler, vicdani duygular veya şeytani telkinler ile karışık hayallerden ibarettir.
İnsanın uyku halinde gördüğü rüyalar ve düşler tarihin her devrinde insanların ilgisini çekmiş ve onları yorumlayarak bir takım manalar çıkarılmaya çalışılmıştır.Eski Mısırlılar, Babilliler ve Asurlularda rüya tabiri geleneği çok yaygındı. Kahin ve büyücülerin en önemli görevlerinden biri de rüyaları yorumlamaktı.
Kur’an-ı Kerim Hz.İbrahim ve Hz.Yusuf ile Mısır hükümdarları ve Peygamberimiz (sav) in gördüğü rüyalardan bahseder.
Ayrıca Resûlullah (sav)’e Kur’an ayetlerinin bir kısmı uykuda rüyayı sâdıka şeklinde gelmiştir. Rüya konusunda hadis kitaplarında özel başlıklar açılarak Resulü Ekrem’in rüyalarına genişçe yer verilmiş ve rüyanın insan hayatındaki önemine temas edilmiştir. İslam alimleri de ayetlerdeki sınırlı bilgilerden ve Hz. Peygamber’in rüya ile ilgili açıklamalarından hareketle rüyanın mahiyeti, çeşitleri ve yorumu konusunda zengin bir bilgi birikimi ve literatür oluşturmuşlardır. İslami kaynaklarda üç türlü rüyanın bulunduğu ifade edilmektedir.
aa- Rahmani Rüya: Buna rüyayı sâdıka, rüyayı sâliha veya sadece rüya da denir. Bu tür rüyalar Allah tarafından doğrudan doğruya veya melekler vasıtası ile gelen hak telkinlerdir. Peygamber Efendimiz; “Artık benden sonra nübüvvet yoktur. Ancak mübeşşirat vardır ki, o da rüyayı sâlihadır.” “Müminin sadık rüyası nübüvvetin kırk altı cüzünden biridir.” “Sadık ve Salih rüya vahiy cümlesindendir. ” buyurarak rahmani rüyanın vahiy derecesinde mübarek bir telkin niteliği taşıdığına işaret etmiştir.

bb- Şeytanî Rüya: Şeytanın insanları delalete düşürmek için aldatma, vesvese, vehim ve korkutmala¬rından doğan karışık hayaller, yalan ve batıl düşler, insanı kötülüğe sevk eden telkinlerdir ki, bilinmeyen bir dış etkenin tesiriyle meydana gelir. Böyle bir rüya gören kimsenin Allah’a sığınması, rüyasını başkaları¬na anlatmaması ve tabir ettirmemesi tavsiye edilmiştir.
cc- Nefsanî Rüya: İnsanın uyanık iken meşgul olduğu konularla ilgili uyku esnasında gördüğü şeylerdir. Bunlar daha çok nefsin hayal ve kuruntularından ibaret olup, geçmişten gelen hatıra birikimlerinin yeni baştan hayal edilmesinden başka bir değer taşımaz. Bu tür rüyayı gören kişinin de Allah’a sığınması tavsiye edilmiştir.
İnsanın içinde bulunduğu iç ve dış etkenlerden kaynaklanan nefsanî rüyanın psikolojik ve fizyolojik şartlarla ilgili olabileceği belirtilmiştir.
b) Rüya Tabiri:
Türkçe’de düş yormak diye ifade edilen tabir, Arapça geçmek manasına gelen “Ubr” maddesinden alınmış olup, görülen rüyanın görüntüsünden başlayarak bütün derinliklerine, şeklinden hareketle de delalet ettiği hakikatlere nüfuz etmek demektir.
Tarih boyunca çeşitli halk kitleleri görülen rüya¬nın mahiyetinden çok yorumu ile ilgilendiği için zamanla rüya tabiri özel bir uğraşı alanı olmuş ve ta hada “Tabirname” denilen kitaplar telif edilmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de, İbrahim (as)’ın oğlu İsmail”i kurban ettiğine, ‘ Yusuf (as)’a on bir yıldızla güneş ve ayın secde kıldıklarına2 ve Hz.Yusuf’un hapishanede bulunduğu sırada iki gencin gördüğü rüyaları yorumladığına dair bilgiler verilmektedir.
Peygamberimiz (sav) in de gördüğü rüyaları anlattığı, sahabe-i kiramdan rüya görenlerin rüyalarını tabir ettiği, görülen güzel rüyaların anlatılarak tabir edilmesini hoş karşıladığı, kötü rüyaların anlatılmaması ve tabir ettirilmemesi gerektiği hususunda tavsiyelerde bulunduğu hadis-i şeriflerde anlatılmaktadır.
Rüya, özellikle onu gören şahsı ilgilendiren bir hadise olduğu ve yorumu meydana gelen olaylarla açıklık kazandığı için onun yorumunu da en iyi yapabilecek olan o rüyayı gören kişinin kendisidir. Bu iti¬barla “Rüya Tabirleri” adıyla yayımlanan kitaplar.r. içeriğinin, rüyanın gerçek manası ile pek ilgisi yoktur. Bu sebeple rüyanın tabiri bir bakıma tahmin ve temenni niteliğindedir. Daha sonra gerçekleşen olaylar yapılan rüya tabirine uygun düşerse isabetli bir yorumdan, değilse tabirin isabetsiz oluşundan söz edilir. Ancak Peygamberlerin gördüğü veya tabir ettiği rüyalar dışında kalan rüya ve tabirler kesin bilgi ifade etmediği için bu rüyalarla dini bir hükmü belirlemek veya geçersiz kılmak ve buna göre hayatı yönlendirmek caiz değildir.
Peygamberimiz (sav) in rüyalarla ilgili üzerinde durduğu diğer bir husus da, kişinin gerçekte görmediği halde, sanki rüya görmüş gibi birtakım şeyler anlatmasıdır ki, Resulü Ekrem Efendimiz bu işin çok yanlış olduğunu, hatta kişinin imanının eksikliği veya yokluğu anlamına geleceğini ifade etmiştir.
İslam alimleri görülen bir rüyanın her önüne ge¬lene, hele hele kötümser kimselere anlatılıp, onlara tabir ettirilmesinin yanlışlığı üzerinde durmuşlardır. Rüya tabirine ilişkin olarak söylenecek ilk sözün, rüyayı gören kişinin ruhunda meydana getireceği etki sebebi ile, rüyanın iyimser ve her şeyi hayra yoran kimselere tabir ettirilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir. Bu anlayışın bir sonucu olarak “Ben bir rüya gördüm” diye söze başlayan kişiye, bunu duyan kimse veya kimselerin hemen “hayırlara gelsin” temennisinde bulunmaları adeti yerleşmiştir.