Blog

Fal ve Falcılık

Fal deyince gelecekte olacak şeyler hakkında bilgi sahibi olmak için başvurulan çeşitli yollar ve teknikler kastedilir. Bu işi yapan kimseye “falcı”, yapılan işe de “falcılık” denir.
Tarihin her devrinde ve her millette gelecekte vuku bulacak olayları önceden keşfedebilmek veya sezebilmek için çeşitli yollara ve tekniklere başvurulması sihir, büyü, fal ve kehanet gibi uğraşların toplumda yer etmesine ve revaç bulmasına zemin hazırlamış, Ezlam (yazılı oklar), Remil (birtakım nokta ve çizgiler), Tencim (yıldız), kahve, bakla, tuz, iskambil kağıdı, tavla zarı gibi fal aletlerinin ve kahin, sihirbaz, büyücü, falcı ve bakıcı gibi kişilerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
İstikbalin kesif karanlıkları arasında saklı bulunan huzur ve mutluluk ışıklarını göremeyen inanç mah¬rumu bazı insanlar, medeniyet asrı dediğimiz asrımızda bile, en ileri milletlerin münevver sınıflarının dahi, geleceği belirleme hususunda bu gibi hurafevi vasıtalardan istiane ve istifade etmek istediklerini hay¬retle görüp işitmekteyiz.Falcılığın tarihi de insanlık tarihi kadar eskidir Bilhassa cahiliye döneminde yolculuk, evlilik ve alışveriş gibi konularda fal oklarına itibar edilirdi. Bu se¬beple Kur’an-ı Kerim’de bu fala “istiksam-ı ezlaır. (kısmet okları) denilmiştir.
Yüce dinimiz İslam, bütün cahiliye hurafeleri> le mücadele ettiği gibi bu tür kötü adetleri de reddetmiştir.
Kur’an-ı Kerim, oklarla fal açmanın, şeytanın sapık yönlendirmelerinden kaynaklanan çirkin bir iş olduğunu, kötülük bakımından şarap içmek, kumar oynamak ve puta tapmakla eş değerde bir suç sayıldığını bildirerek bunlardan şiddetle kaçınmayı emretmiştir.
Diğer bir ayette de, fal oklarıyla kısmet aramanın bir fısk olduğu belirtilerek bu ad altında kesilen hay¬vanların etlerinin yenilmesi de, meyte (ölü hayvan) ve putlar adına kesilen hayvanların etlerinin yenilmesi gibi haram kılınmıştır.
İslam dininin falı yasaklanmasının sebebi gaybı bilme ve gelecekten haber verme iddiası ve inancına dayandınlmasındandır. Halbuki Allah’ın bildirdiğinin dışında hiçbir kimsenin gaybla ilgili bir şeyi bilmesine imkan olmadığı Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtilmiştir.
“Kıyamet hakkındaki bilgi ancak Allah’ın kalındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.”
Kainattaki bütün idrak ve nefis sahibi varlıkların gelecekte vuku bulacak olayları bilmeleri de mümkün değildir. Kur’an-ı Kerim’de bu bilgilerin tamamının Allah’ın ilmine bağlı bir keyfiyet olduğu bildirilir.
Kur’an-ı Kerim’de gaybın anahtarlarının da Al¬lah’ın katında muhafaza edildiği, oraya, değil alelade insanların, Peygamberlerin ve Melekle dahi
nüfuz edemeyecekleri açıklanır.Cahiliye döneminin ve bütün tarihi devirlerin bu inkarcı ve çirkin falcılığına karşı Resul Ekrem (sav) şu hadisi şerifle cevap vermiştir.
“Kuş uçuran veya kendisi için kuş uçurtulan, fala bakan veya fala baktıran, sihir yapan veya sihir yaptı¬ran bizden değildir. Her kim kâhinin (falcı) söyledik¬lerini tasdik ederse Muhammed (sav) indirileni inkar etmiş olur.”
Çeşitli kültürlerde birçok tarz ve yöntemlerle uygulanarak yaygınlaşan yıldız ve burç falı, tuz ve kahve falı, kurşun dökme, el içi falı, Kur’an ve Kitap açma falı gibi her türlü fal insanın uçsuz bucaksız varlıklar âlemi karşısındaki acz ve merakının, bunalım ve ara¬yışının ürünüdür.
Günümüz toplumlarında bu tür uğraşların bir hayli revaçta olması, bir yönüyle İslam’ın iyice bilinmemesine, din eğitimi ve öğretiminde boşluklar bulunmasına bağlı olup, bu durum bilgisiz ve zaaf içinde olan biçareleri sömürmek için fırsat kollayan uyanıkların bir sektör oluşturmasına sebep olmuştur.
Bu nedenle her türlü fal ve falcılık, Kitap, sünnet ve icma ile haram kılınmış bir fiil olup, Müslümanlar falcıların yalan sözlerine asla inanmamalı, insanların ümitlerini ve mallarını haksız yere talan eden bu tür falcılardan şiddetle uzak durmalıdır.