Blog

Cin ve cincilik

a) Cin hakkında genel bilgi:

Cin, duyu organlarıyla algılanamayan ve insanlar gibi şuur ve iradeye sahip bulunan, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan varlık türünün adıdır. Arapça’da cin kelimesinin kökünde örtme, gizleme ve gölgeleme anlamı mevcut olduğundan, duyu organlarıyla algılanamayan gizli ve ruhani varlıklara cin denilmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de verilen bilgilere göre cinler de insanlar gibi Allah’a kulluk için yaratılmıştır. Cinler insanlara göre bazı üstün güçlere sahip olsalar da gaybı bilemezler. Hadislerde ve her insanın yanında bir cin bulunduğu ve mü’minlere vesvese vermeye çalıştığı gibi bazı açıklamalar yer alsa da, cinlerle ilgili ayrıntı verilmez. Bunun için de cinlerin tanım ve mahiyeti öteden beri İslam bilginlerini meşgul etmiş, bu konuda çoğu tahmin ve akıl yürütmeye dayalı çeşitli teori ve açıklamalar gündeme gelmiştir. Bu bağlamca olmak üzere İslam bilginleri, insanların duyular ihalemle irtibat vasıtalarından birisinin de cinler olduğunu ifade ederler. Cinlerin bilgilerinin de sınırlı olduğu, mutlak gaybın onlar için de kapalı bulunduğu bilinmekle birlikte cinlerin insanlar için nisbi gayb sayılan bazı olayları bildiği veya müşahede edebildiği sanılmaktadır.
Ayet ve hadislerin cinlerin varlığından bahsedip daha fazla açıklama yapmamasının meydana getirdiği bilgi boşluğu ve merak, İslam toplumlarında hemen her dönemde çeşitli kimselerin bu alanda özel bilgi sahibi olduğu iddiasıyla ortaya çıkmasına da adeta uygun bir ortam hazırlamıştır. Bazı alimlerin cinlerin insan üzerindeki olumlu veya olumsuz birçok etkiye sahip olduğu şeklindeki görüşleri, cinlerin sihir ve büyü aracı olarak kullanılmasına veya böyle bir iddiaya kaynaklık etmesine, neticede diğer faktörlerin de tesiriyle, gerek Müslüman toplumlarda gerekse diğer batı ve doğu toplumlarında cincilik ve huddamcılık gibi bir sektörün ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ancak cinlerle ilgili olarak ayet ve hadislerde bildirilenlerin dışındaki yorumların eski İran, Türk ve Hint kültüründen intikal ettiği anlaşılmaktadır. Öte yandan İslam alimlerinin çoğunluğu cinlerin, varsa veya marnlıyorsa, tesirinden ve tehlikesinden kurtulmak, onlara maruz kalmamak için Kur’an okunmanın yeterli olacağını belirtmişler, başka bir yola başvurulmasını doğru bulmamışlardır. Şu halde Müslüman bir kimsenin cinlerden korkmaması ve Allah’ın izni olmadan, bir varlığın başka bir varlığa zarar veremeyeceğine gönülden inanması gerekir. Herhangi bir varlıktan gelebilecek zararlara karşı Allah’a sığınmak gerektiği gibi cinlerden gelebilecek zararlar hususunda da aynı tutuma sadık kalınmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (sav) in de cinlerin insanı etkilemesine karşı Ayetü’l-Kürsi’yi ve Muavizeteyn’i okuyarak bu yönde örnek davranış g terdiği rivayet olunmuştur.
İslam açık ve doğru bilgiyi Kur’an’la ve Hz. Pe -gamberin açıklamalarıyla getirmiş, insanları bunlarla sorumlu tutmuş, ölüm ve duyular alemi ötesi varlıklar alemi ile ilgili olarak da gerektiği kadar ve yeterli düzeyde açıklama yapmıştır. Nitekim ilk çağlardan beri cinlerle ilgilenme, onlardan bilgi toplama peşinde koşanlar ve bu uğurda ömür tüketenler, bütün insanlığın değil, tek bir insanın hidayetine yetecek kadar bir bilgi birikimi bile elde edememişlerdir. Müslümanların bu bilgilerle yetinmesi, insanoğlunun bilinmeyene ve gizemliye olan tabii merakını istismar ederek bundan çıkar sağlayan, yaptıkları işe de dini bir görünüm ve mahiyet atfeden kimselere itibar etmemesi gerekir. Cinciler etrafında daha çok dini bilgisi eksik, çaresizlik ve imkansızlık içerisinde olan kimselerin kümeleştiği dikkate alınırsa toplumumuzda hem dini eğitimin tam ve doğru şekilde yapılmasının hem de devletin gerekli sosyal güvenlik ve sağlık tedbirlerini almasının zaruret derecesinde önem kazandığı anlaşılır.
b) Cincilik:

Duyular ötesi varlıklar olmaları sebebiyle kendileri hakkında sadece nakil yoluyla doğru bilgi edinebileceğimiz cinler, esrarlı hususiyetleri dolayısıyla tarih boyunca insanları meşgul etmiş, insanlarla ilişkileri ve birbirlerine karşı etkileri konusunda görüşler ortaya atılmış ve cinlere tesir ederek onları itaat altına alma yoları aranmış, buna dair de ilim dalları teşekkül ettirilmiştir. Bu ilim dallarından biri de “Azaim” ilmidir. Arapça azimet kelimesinin çoğulu olan azaim, kişinin kalbini bir şeye bağlayarak bütün manevi ve ruhi gücüyle ona yönelmesi demektir. Bu ilmi bilenlerin cinlere ve şeytanlara tesir ederek onları itaatları altına aldıklarına, kendi hizmetlerinde kullandıklarına ve bunlar sayesinde bir takım hastalıları tedavi ettiklerine inanılır. Türkçe’de bu işlerle meşgul olanlara cinci, yapılan işe de cincilik denilmiştir.
İslam alimleri Kur’an-ı Kerim’deki şifa ayetleri ve Esma-i Hüsna ile yapılan azaimin caiz, sihir, büyü ve tılsım şeklinde olanın ise, haram olduğunu bildirmişlerdir.